Türk Hukuk tarihi bakımından Devlet Arşivlerinden istifade imkanları

TÜRK HUKUK TARİHİ BAKIMINDAN DEVLET ARŞİVİNDEN İSTİFADE İMKANLARI – Prof. Dr. Coşkun Üçok

Henüz emekleme devrine yeni girmiş bulunan Türk Hukuk Tarihi
araştırmaları için Başbakanlık Devlet Arşivinin sinesinde sakladığı evrak,
ve vesikalar sınırsız bir kaynak teşkil etmektedir. Arşivdeki tasnif işi
tasvir etmekte fakat bu teşkilâtın nasıl işlediğine dair, kaynaklara dayadan
uzak bulunmakla beraber, şimdiye kadar tasnif edilip istifadeye açılmış
olan kısımlar bile Hukuk tarihimizin birçok karanlık ve meçhul yerlerini
aydınlatacak bilgiyi ihtiva etmektedirler..

Gerçekten, hukuk tarihimizin yakın mazisi bile birçok meçhullerle
doludur. Koca Osmanlı imparatorluğunun hukukî ve iktisadî bünyesi,
idarî ve askerî organizasyonu hakkında bildiklerimiz, malûm birkaç yerli
ve yabancı kitaptan edindiğimiz bilgiye inhisar etmektedir. Bu kitaplar
ise bize, Osmanlı imparatorluğunun muayyen bir zamandaki teşkilâtını
tasvir etmekte fakat bu teşkilâtın nasıl işlediğine dair, kaynaklara dayanan,
bilgiyi» çok kere vermemektedir. Halbuki Devlet Arşivinde saklı
bulunan defterler ve vesikalar bu hususta bize çok geniş bilgi verecek
durgundadırlar. Hatta bazan defterlerin arasına sıkışmış bir yırtık evrak
veya bir vesikanın arkasına yazılmış olan birkaç satırlık bir not bizi karanlık
bir nokta hakkında aydınlatmaya kâfi gelmektedir.

Arşivde şimdiye kadar muhtelif şahıslar tarafından muhtelif usullerde
tasnifler tecrübe edilmiştir. Halea tasnif heyeti, bütün dünya arşivlerince
kabul edilmiş olan usule, yani evrakı muamele gördükleri Devlet
dairesinin o zaman mevcut kalemlerine göre ayırmak ve dosyalamak usulüne
göre tasnif etmeğe çalışmaktadır. Arşivde mevcut şimdiki tasnif ise
aşağıdaki gibi şemalandırılabilir:

1. — Divanı Hümayun Sicillatı
A. a. — Mühimme defterleri (Devlet işlerine ait isdar olunan fermanlar)
960 – 1300
b. — Şikâyet defterleri (Vaki şikâyetler üzerine isdar olunan fermanlar)
1059 – 1229.
c. — Ahkâm defterleri (Şahıslar arasındaki ihtilâflar dolayısiyle
Türk Hukuk Tarihi Bakımından Devlet Arşivinden İstifade İmkânları 697
ısdar olunan fermanlar). Bunlar vilâyetlere göre ayrılmıştır ve 1156 –
1300’e kadar gelmektedir.
d. — Rtius defterleri (Vazife tevcihi kayıtları) 1116 – 1286.
e. — Tahvil defterleri (Tımar tevcihatına ait kayıtlardır) 1024 –
1292.
B. a. —Name defterleri (Padişahların gönderdikleri nameler v.s.)
1111 – 1314.
b.— imtiyaz defterleri (Verilen imtiyazların kayıtları).
c. — Tanzimat defterleri (1255’den sonra Meclisi Tanzimata ait
meseleler).
d. — Mukteza defterleri (Herhangi bir meselenin esbabı mucibesi)
1284 – -1316.
e. — Kalebend defterleri. 1135 – 1256.
f. — Nefi ve kısas defterleri 1256 – 1300.
C. a. — Muahedeler
b. — Mukavelenameler
c. — Düveli ecnebiye defterleri (Ecnebi devletlere ait meseleler)
d. — Gayrimüslim cemaatlerine mahsus defterler.
e. — Kilise defterleri.
2. — Hattı hümayunlar. 1255 tarihine kadar.
3. — İradeler. 1255 tarihinden sonra.
4. — Emirî tasnifi (Padişah sırasına göre).
5. — Ibnülemin tasnifi (Meselelere göre).
6. — Cevdet tasnifi (Meselelere göre).
7. — Kâmil tasnifi (Devlet dairelerinin kalemlerine göre).
8. — Arazi tahrir defterleri.
9. — Babıâli evrak odası arşivi.
10. — Şurayı Devlet arşivi.
11. — Fekete tasnifi.
12. — Maliye arşivinden devrolunan evrak ve defterler.

Bu yazımızda arşivde çalıştığımız sırada Şikâyet, Mühimme ve Kalebend
defterlerinde rastladığımız bazı enterasan kayıtlan yazmakla yetineceğiz.

1 Karaman Şikayet Defteri (1155 – 1158) ;
Karaman Valisine ve Niğde kadılarına hükümki:
Danişmend kazasında vakî Kocakürd cemaateinin miri aşireti olan
Mehmed zirekadrehu gelüp kendü halinde olup hilaf ri şer’î şerifi kiinesneye
vaz-ü teadlisi olmayup ve üzerine dahi seran bir nesne sabit olmuş değil
iken Niğde sakinlerinden mütegallibeden Ahmed bey demekle mâruf
binyüzelli senesinde hilaf-ı şer’î şerif bunu ahz ve bigayrihak cebren ve
kahren on kise akçesin alup zira teaddi ve gard eylediğin bildirüp seri
görülüp bigayrihak aldığı akçası alıverilip ecirleri şer’ ve ihkakı hak olunmak
babında hükmü hümayunun rica eyledüğü ecilden şer’le görülmek
için yazılmıştır.

Sene 1155 fi evail-i Cumadaluhra

Bu kayıt bizi birçok bakımlardan aydınlatmaktadır. Bir kere 1742
(— 1155) yılında Niğde civarında Kocakürd adlı bir Kürd cemaatinin ve
Niğde’de de Ahmed bey adlı bir mütegallibenin bulunduğunu öğreniyoruz.
Ayrıca kadıların ve mahallî devlet otoritelerinin bu gibi mütegallibeye
karşı harekete geçmediğini ve ancak merkezden verilecek bir emre dayanarak
nizaları hallü fasl edebildiklerini anlıyoruz. Bu hususun İmparatorluğun
hemen her tarafında ayni olduğu, şikâyet defterlerini dolduran
binlerce ve binlerce kayıttan kolayca anlaşılmaktadır. İlerde İmparatorluğun
muayyen bir bölgesinden muayyen bir Zaman için gelen şikâyetleri
toplayıp inceliyerek belli bir devirde bir bölgenin sosyal ve hukukî durumunu
etraflıca öğrenmek mümkün olabilecektir.
Aşağıdaki vesika da ayni şekilde aidî bir «uzanın halledilebilmesi için
mağdurun merkeze müracâat etmiş olduğunu bize göstermektedir:

Şikâyet Defteri (1154 -1155)

Kars Beylerbeğisine ve Kars kadısına hükümki
Derviş Mehmed nam kimesne gelüp bunun Kars sakininden Mustafa
nam kimesne zimmetinde ciheti şer’de batemessük üçyüz elli guruş alacak
hakkı olup bundan şer’le taleb eyledikte mezbur vermekte teaddi ve muhalefet
ve özür sevdasında olduğun bildirib şer’le görülüp yedinde olan temessükü
mucibince meblai merkum hakkı alivirilüp icrayi hak olunmak
babında emr-i şerifimi rica eylediği ecilden seri görülmek için yazılmıştır.

Sene 1154 fi evahir-i Cumadalula

Aşağıya aldığımız bu yolda başka bir vesikadan ise mütegallibeye
arkasını dayıyan bir zimminin bile borcunu ödemek istememekde direndiği
ve bunun için de alacaklının gene merkeze müracaat mecburiyetinde
kaldığı görülmektedir:

Erzurum Şikâyet defteri (1155 -1191)

Çıldır vahibi vezire Ahiska kadısına hükümki,
Ali nam kimesne arzuhal edip bunun kazaî mezbur sakinlerinden
Açıkbaş demekle mâruf kimesnenin hizmetkârı Yorgi nam zimmi zimmeTürk
Hukuk Tarihi Bakımından Devlet Arşivinden İstifade İmkânları 699
tinde binyüz altmış senesinden cihet-i karz-ı seriden ikibin beş yüz guruş
alacak hakkı olup defaatle talep ve almak istedikte edada dürlü illet ve
bahane ile vermeyüp havasına tâbi mütegallibeye istinaden gadr-i küllî
sevdasında olduğun bildürüp şer’le görülüp mesrurun zimmetinde olan
meblağı merkum hakkı tamamen tahsil ve kenduye aİıverilip biveçh-i
serî taallül ve tereddüd ettirilmemek babında emr-i şerifim rica eyledüğü
ecilden mahallinde şer’le görülmek için yazılmıştır.

Sene 1170 fi evail-i Sefer.

Yukarıya almış olduğumuz her üç vesika da doğrudan doğruya özel
hukuku ve şeriatı ilgilendirdiği halde aşağıya aldığımız vesika örfü âdet
hukukuna göre araziden alınmakda olan vergilerden dolayı çıkan bir anlaşmamazlık
hakkında bize bilgi vermektedir.
Osmanlı İmparatorluğunda her bölgedeki hususiyetlere ve mevcut
örfü âdet kaidelerine göre vergileri tayin eden kanunnameler veya kanunlar
kabul edildiğini biliyoruz. İşte bu vesikada Van kadısına şeriata göre
değil de kanuna, göre hareket etmesi bundan ötürü yazılmıştır:

Erzurum şikâyet defteri (1155 – 1191)

Vasi kadısına hükümki,
Van kasabasında Berekilise demekle mâruf kilisenin rahipleri gelüp
bunların mirimiran Van hassı mülhakatından olan nefs-i şehir toprağında
Akköprü Taş nam mahalde sahibi arz temessükü ile tasarruflarında
olan yerlerin defteri hakanide m’aktua kaydolunmağla bunlar tasarruflarında
olan yerlerinin öşre muadil maktualarının edaya razi iken Van Beylerbeyileri
taraflarından hil;f-ı kanun ve defter ziyade taleb ile teaddi
ve rencide eylediklerin bildürüp kanun ve defter mucebince özr olunup
hilaf-ı kanun ve defter ziyade taleb ile teaddi ve rencide ettirmemek babında
emr-i şerifim rica eyledikleri ecilden kanun üzere amel olunmak
için yazılmıştır.

Sene 1170 fi evail-i sefer

İslâm evlenme ve boşanma hukukunun erkeğe büyük yetkiler tanıdığı
ve hatta erkeğin iradesidışmda, tehdit, ikrah veya hile üzerine sarf
edeceği herhangi bir boşanma sözünün hüküm ifade ettiği herkesçe bilinmektedir.
Aşağıdaki vesika islâm hukukunun bu zaafından zorbaların
nasıl faydalandıklarına ve karısından memnun olan bir adama nasıl 18
yıllık karısını boşattırdıklarına çok güzel bir misâl teşkil etmektedir:

Şikâyet defteri (1154 -1155)

Küre Nuhas kadısına ve Küre Nuhas voyvodasına hükümki,
Küre Nuhas kazasında Elmalı nahiyesinde Osman Sekisi nam kariyede
olup hilaf-i şer-i şerif kimesneye vaz-ü teaddisi olmayup yine kaza-i
mezburda Bakî Bey oğlu Mehmed ve oğulları Ahmed ve Ali nam şakiler
bunun menzilin basıp zevcesi Fatma nam hatuna fili şeni kasdiyle bundan
akdem Karaman ili mahallinde vakî olduklarında şakî Ali bunun zevcesin
menziline götürüp ve nice ümmet-i Muhammedin ehl-ü ayallerini
bu misullu şekavet ile fili şeni ve on sekiz senelik zevcesin tatlîk ettirüp
bunun emsali zulm ve teaddisinin nihayeti olmayup ve iki pare kura ahalileri
zulümlerinden ve şekavetlerinden perakende ve perişan olup ve cemaat-
i müslimin huzurunda vakî şer’ ve ecirleri hakkolunmak babında
emr-i şerifim rica eylediği ecilden şer’i görülmek için yazılmıştır.

Sene 1154 fi evahiri CumadeMa

Şikâyet defterlerinde illerden vuku bulan şikâyetler üzerine merkezden
illerdeki kaza ve icra organlarına verilen emirler toplanmış olduğu
hâlde mühimme defteri adı verilen •defterlerde İmparatorluğun çeşitli
işlerinin yürütülmesi yolunda doğrudan doğruya merkezden verilen emirler
toplanmıştır. Aşağıya bu defterlerden bazı örnekler alacağız.

Mühimme defteri (1154 -1155, S. 308)

Şile kadısına ve serdarıma ve ayân-ı vilâyete hükümki,
Bundan akdem Küre emini tarafından Asitane-i Saadetime gelür
iken Şile kasabası önünde bikazaillah-i taala deryaya gark olan iki adet
sefinelerin derunlannda bulunan nuhas deryada kalup ihracı için emr-i
şerifimle mübaşir tâyin olunmakla cümlenizin sai ve ihtimamiyle bir
mikdannı ihraç ve iki bin yüz yirmi beş kıyyesi kum altında kalup şimdiki
halin ihracı had imkânında olmadığı ihbar olunmakla sizki mumaileyhimiz
bad-i zaman derya kumu açıp muhas zahir olur ise bir kıyyesi zayi
ve telef olmamak veçhile muhafazasına dikkat ve itlaf ve begayet müc’anebet
ve keyfiyeti Deraliyeme ilâma mübaderet eyleyüp hilafından tehaşi
ve mücanebet olunmak babında ferman-ı alişan sadır olmuştur.

Sene 1155 fi evail-i Rebiülevvel

Mühimme defteri cilt 5
Sıra No. 734. Sahife: 286. 9 Cumadalühra 973.
Aynen
Üsküp kadısına hükümki,
Silihdarlar zümresinden ikiyüz onaltı bölükde on üç akçe ulufesi olan
Yunus Engürünün bazı davacıları olup Südde-i Saadetime gelmesi lâzım
olmağın büyürdüm ki mezkûre muhkem fenbih ve tekid eyleyesen ki geTürk
Hukuk Tarihi Bakımından Devlet Arşivinden istifade İmkânları 7Ğ1
lüp Südde-i Saadetim’de davacıları ile murafaa ola şöyleki gelmeyüp
inad ve muhalefet eder ise ulufesi kat olunur bilmiş ola şöyle bilsin.
İstanbul’da zahire tedariki bütün tarih boyunca istanbul’da oturan
hükümetlerin en mühim meşgalelerinden birisi olmuştur. 26. Kasım 1565
tarihli aşağıki vesika bunun güzel bir ispatıdır:

Mühimme defteri cilt 5

Nu. 1 – 1989. Sıra Nu. 585, Sahife 229.
Aynen:
Malkara ve Tekfurdağı kadılarına hükümki,
Bundan akdem size iki dafa ahkâm-ı şerife gönderilip tahtı kazanızda
der anbar olmuş terikeleri yalılara indürüp mahrusa-i İstanbul’a zahire
için varan gemilere tahmil edip gönderesiz deyu emrolmuşdu hâliya
terike hususunda nev’an muzayeka olmadıgÂi buyurdunuz ki varıcak bu
bapda bizzat mukayyet olup tahtı kazanızda her kimde der anbar olunmuş
terike bulunursa eğer madrabazlarındır ve eğer gayridir kendisine
kifayet mikdarından gayrısın sürdürüp yalılara indürüp mahrusa-i İstanbul
zahiresi için varan gemilere ve sair ol caniplerde bulunan gemilere
narhı ruzî üzere,aldırıp tahmil eyleyüp içine yarar adam koyup mahruse-i
mezbureye alettevâli irsal etmek üzere alasın. Hususu mezbur mahalli ihtimamdır
ona göre mukayyed olup ihmalden hazer eyleyesin mahruse-i
İstanbul’dan gemi varınca anda eğer gemiciler var ise küffara vermeyüp
İstanbul’a getirmeğe yarar kefiller vire onun gibi gemilere narh-ı ruzî
üzere alıverüp tahmil edüp içine hisar erlerinden yarar hisar erleri koyup
irsal eyleyesin.
2. Cumadelula 973.
Verilen bu emirlerden msl. Kanunî Sultan Süleyman’ın son seferi
olan Zigetvar seferine 1565 yılı son baharında karar vermiş ve bunu bütün
Rumeli teşiklâtma bildirmiş olduğunu anlamaktayız:
Mühimme Defteri cilt 5
Nu. 1 – 1989. Sıra Nu. 591, S. 231.
Aynen:
Budun Beylerbeyisine hükümki,
Mektup gönderip küffarın taburu dağıldığın bildirmişsin her ne demiş
isen malûm oldu büyürdüm ki hükm-i şerifim varıcak anda cemiyette
olan askere icazet veresin ki yerlü yerlerine varalar amma evvel baharda
seferi-i hümayuna niyet olunmuştur beylere ve sair askere tenbih eyleyesin
ki sefer-i hümayuna hazır olup kanun üzere cebe ve cevşen ve cebelülerkıde
kusur ve noksan komayup tamam tedarik üzere olalar.
2. Cumadulula. 973.
Kalebend defterleri de bizi Türk ceza hukuku tarihi bakımından aydınlatacak
bir çok önemli bilgiyi ihtiva etmektedir. Bu Defterledeki kalıtlardan
Osmanlı İmparatorluğunda uygulanmakta olan cezalar, bu cezaların
İslâm ceza hukuku bakımından durumları ve bilhassa infaz bakımından
çok aydınlatıcı şeyler öğrenmek mümkündür. Aşağıya Kalebend defterlerinden
iki örnek alıyoruz:

Kalebend defteri 1135
Lefkoşa Mollasına ve Kıbrıs muhassılına hükümki:
Bundan akden saika ile ahz ve bir eli ve bir ayağı katolunan Mehmed
nam şakî bu dafa dahi saraka ile ahzolunmağa merkum ve yedibeled dimekle
meşhur Mehmed ve sahte menzil emiri diğer Mehmed nam şakilerin
mazarratları ibadullah üzerlerinden men ve def olunup islah-i nefs etmeleri
için Kıbrıs ceziresinde nefi ve ielâ ve cezire bend olunmaları için yazılmıştır.
Seni 1135 fi evail-i Cumadulula
Kalebend defteri 1135
Edirne Beylerbeğisine ve Edirne Kadısına ve Moğosa kalesi dizdarlarına
hüküm ki:
Senki Edirne Beylerbeğisi Seyyid Mehmed dame ikbalesin mektup
gönderip Edirne sakinlerinden Seyyid Halil nam kimesne bundan akdem
v kendu halinde olmayup fitne ve fesad âdet-i müsmiresi olup muzir ül-nas
olmağla bundan akdem cezire-i Kıbrıs’a nefi ve iclâsı için hakkında iki
dafa emr-i şerifim sadır olmuşken mezbur kuvvet-i maliyesi sebebiyle
ademi itaat ve bir tarikle itlakına emr-i şerifim isdar vardıkda yine medine-
i mezbur sükkânından fellah Yusuf demekle ma’ruf kimesne ile yekdil
ve yekcihet ve derunlaruı muzmar olan fesad ve şekavetleri icra içün
leylen ve neharen ve sırran ve alenen melanete salik ve ifa-i fitne co fesad
üzre ahal-i vilâyet beyine ihtilâl vrüp ve mal-i mirinin sarf-i tatiline
bais ve bir veçhile kendü hallerinde olmayup yevmen ve feyevma melanet
ve fesadlann efzun etmeleriyle mezburlar islâh-i nefs edinceye değin
cezire-i Kıbrıs’a nefi ve Mağosa kalesinde kalebend olunmaları için
hükm-i hümayunum verilmek ricasına vaki hali arz eyledüğun ecilden
veçhi meşruk üzere islâh-i nefs edince Mağosa kalesinde kalebend olunmak
için yazılmıştır.
Sene 1135. Fi evail-i Rebiülevvel

Prof.Dr.Coşkun Üçok’un “Türk Hukuk tarihi bakımından Devlet Arşivinden istifade imkanları” adlı eserinden alınmıştır.

Bu yazı Türk Hukuk Tarihi kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın